BİST 100
2005
USD
13,986
EURO
15,8725
ALTIN
10,011

Pandemi Krizini Fırsata Çevirmek

Niyazi Karabulut NEÜ SBF Araştırma Görevlisi

2019 yılı son döneminden başlayarak tüm dünyayı etkisi altına alan ve 11 Mart 2020’de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi (küresel salgın) olarak nitelenen Covid-19 birçok alanda olduğu gibi yerel yönetimlerde ve dolayısıyla yerel hizmet sunumunda önemli sorunları gündeme getirmiştir. Vatandaşa en yakın hizmet birimleri olmaları hasebiyle salgınla mücadelede de yerel yönetimlere önemli roller düştüğü görülmüştür. Nitekim yaşanan sorun küresel ölçekte olmasına rağmen çözümlerin yerel düzeyde sunulmasının elzem olduğu yaşanarak tecrübe edilmiştir. Ayrıca, DSÖ gibi uluslararası kuruluşlar veya ulusal anlamda merkezi yönetimler tarafından üretilen büyük ölçekli politika planlamalarının da yerel düzeye uyarlanması bir başka ihtiyaç olarak karşımıza çıkmıştır. Bu bağlamda Covid-19 pandemisi yerel hizmet planlamasının ve yerel düzeyde hizmet sunumunun önemini gözler önüne sermiş ve belediyeler tarafından yerel dinamiklere uygun politikaların üretilmesinin daha etkin ve hızlı çözüm getireceği bu vesileyle tekrar anlaşılmıştır. 

Bu bağlamda yerel yönetimlerin hem salgınla mücadelede aldıkları ve almaları gereken roller, hem de bu süreçte hizmet sunumlarında karşılaştıkları sorunlar ve bunlara buldukları çözüm yolları açısından birçok tartışma alanı ortaya çıkmıştır. Türkiye’de de başta büyükşehir belediyeleri olmak üzere belediyelerin kriz dönemleri için bir planlama yapmalarının ve kendi imkanları dahilinde krizlere karşı gereken önlemleri almalarının gerekliliği de görülmüştür.

Belediyelerin toplum sağlığı konusunda hem kendi yasal mevzuatında tanımlanmış, hem 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununda (mezarlıklar, içme suları, aşılar, salgın hastalıklar vb.) belirtilmiş, hem de halk nezdinde beklenti yaratan önemli görevleri vardır. Ancak her ne kadar belirli görevler tanımlanmış olsa da idari ve mali olarak özerkliğini kazanamamış olan belediyelerin kapasitesini aşan hizmetlerde yetersiz kaldıkları göze çarpmaktadır.

Halkın evlerde zaman geçirmek zorunda olduğu salgın döneminde kentsel altyapı, su, elektrik gibi hizmetlerin aksamamasının; sosyal mesafenin önem kazandığı günlerde toplumun ortak kullanım alanlarının, kent meydanlarının, alışveriş mekanlarının ve yeşil alanların sosyal mesafeli hayata uygun tasarlanmasının; kısıtlamalar nedeniyle geçimini sürdürmekte zorluk çeken vatandaşlara sosyal belediyecilik kapsamında yardımlar götürülebilmesinin ve halkı kalabalık alanlarda bir araya getirmeden yerel hizmetlerin sunulabilmesinin önemi hissedilmiştir. 

Bu vesileyle ilk olarak belediyelerin kendi iradeleri ile hızlı karar almalarını ve bu kararları uygulamaları için yeterli maddi kaynağa sahip olmalarını sağlayacak düzenlemelerin yapılması gerektiği açıkça ortadadır. Yıllardır hem Avrupa Yerel Özerklik Şartı’nda hem de Avrupa Birliği uyum süreçlerinde üzerinde durulan ancak pratikte tam olarak karşılık bulamayan özerklik meselesinin çözümü yaşadığımız krizin fırsata dönüştürülmesi için ilk adım olabilir. 

İkinci olarak, yerel ihtiyaçların belediyeler tarafından daha hızlı tespit edilebilmesi ve sorunların çözüme hızlı kavuşabilmesi için kararlara vatandaş katılımının sağlanmasının gerekliliği ortaya çıkmıştır. Belediyelerin özellikle internet ortamında erişilebilir olmalarının ve istek ve şikayetlere hızlı yanıt verebilmelerinin önemini görmeleri ikinci bir fırsat alanı olarak değerlendirilmelidir. Yerel ihtiyaçların tespiti ve karşılanması süreçlerinde vatandaşların kararlara katılımı ile birlikte yerel düzeydeki kurumlar ve kuruluşlar arası koordinasyonun ne denli önemli olduğu da anlaşılmıştır. Örneğin kısıtlamaların uygulanmasında emniyet güçleri, sağlık kuruluşları ve belediyeler arasındaki koordinasyon sayesinde birçok olumsuz durumun engellenebileceği ve sürecin daha iyi yönetilebileceği anlaşılmıştır. 

Covid-19 sürecinde tecrübe etmiş olduğumuz krizden çıkarılabilecek dersler içerisinde belki de en önemlisi belediye hizmetlerinin dijital ortama taşınmasının gerekliliği olmuştur. Zira yine uzun zamandır hem web siteleri hem de e-devlet kanalları aracılığıyla yavaş yavaş dijital ortama taşınmakta olan yerel hizmetlerin birçoğu hala devlet dairelerinde yüz yüze yürütülmekteydi. Fakat bu dönemde gördük ki internet ortamına taşınmış olan hizmetlerde vatandaşlar kalabalık ortamlarda risk altına girmeden, saatlerce sıra beklemeden ve hızlı şekilde işlerini hallederken internete taşınmayan hizmetlerde önemli aksaklıklar yaşanmıştır. Örneğin birçok yerde internet ortamına taşınan su ve elektrik abonelik işlemleri 5 dakikada halledilirken taşınmayan yahut noter onayı gerektiren aynı minvaldeki işlemlerin sonuçlanması günler hatta haftalar sürmüştür. Öte yandan, bu kapsamda senelerdir internet ortamına taşınmamış olan birçok hizmetin kriz döneminde kısa sürede taşınabildiğini de görmüş olduk. Bu vesileyle yerel hizmetlerin dijitalleşmesi sürecinde atılması gereken adımların vakit geçirilmeden atılması gerektiğini de ifade etmemiz gerekiyor. E-Devlet Kapısı’nda bile birçok belediyenin hala hiçbir hizmetinin yer almadığını düşündüğümüzde ilk önce bu belediyelerin bu durumu fırsata çevirmeleri gerekir. Bu bağlamda Covid-19 tecrübesi, yerel hizmetlerin mümkün olduğunca bilgi iletişim teknolojileri yoluyla sunulmasına olanak veren ve maddi, zamansal, mekânsal birçok açıdan tasarruf sağlayan akıllı kentler ve kent bilgi sistemleri için de girişimlerin hızlandırılması için bir fırsat olarak görülmelidir.

Son olarak temizlik ihtiyacının ön plana çıkmasıyla artan su kullanımı sonucu hepimiz doğal kaynakların önemini bir kez daha kavramak zorunda kaldık. Yağış olmadığında ve baraj doluluk oranlarının düştüğü haberlerini duyduğumuzda eskisinden daha fazla kaygı duyduk. Bunun yanında pandemi sürecinde maske, eldiven ve benzeri birçok plastik atık kategorisine giren veya dönüştürülmesi zor olan ürünleri kullandık. Bu kapsamda doğal kaynakların verimli kullanımı ve geri dönüşüm kapasitesinin geliştirilmesi için sürdürülebilir kentler kurulmasının önemini de kavramış olduk. Yerel yönetimlerin kentlerin geleceğini korumak için atması gereken adımların başında gelen bu geliştirmelerin de ilk fırsatta gerekli adımlar atılarak hayata geçirilmesi bu krizin bizim için bir başka fırsata dönüşümü olacaktır. 

Son Yazılar