h Dolar %
h Euro %
h Altın (Gr) 501,08 %0,37%
h Çeyrek Altın 801,00 %0,36%
a İkindi Vakti 16:43
Ankara 21°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Mahalli Müşterek

Mahalli Müşterek

02 Mayıs 2021 Pazar

Belediyelerin Covid-19 İle Sınavı

Belediyelerin Covid-19 İle Sınavı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tüm dünya ülkeleri gibi ülkemiz de büyük bir pandemi ile bir yılı aşkın süredir mücadele ediyor. Bu mücadele bütçelerini kendileri oluşturan belediyelerimizi de önemli ölçüde ve olumsuz bir şekilde etkilemiştir.

Karar mekanizmaları seçimle iş başına gelen belediyelerimiz, seçimin yapıldığı 2019 Mart ayından itibaren bir süre yeni döneme ayak uydurmaya, yeni seçilenler kurumlarını tanımaya çalışırlarken, özellikle nüfusu 50 binin üzerinde olan belediyelerimiz, 2020-2024 yıllarını kapsayan Stratejik Planlarını hazırlayarak 2020 yılı Ocak ayından itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe koydular.

Stratejik planlar; kurumların geleceğe ilişkin misyon ve vizyonlarını oluşturmak, stratejik amaçlar ve ölçülebilir hedefler saptamak amacıyla hazırlanırlar. Stratejik planlar aynı zamanda, belediye bütçelerinin hazırlanmasına esas teşkil ederler.

Bütçelerin stratejik planla olan ilişkileri çok sıkıdır. Belediyeler gider tahminlerinde, stratejik plan ve yatırım programlarındaki hedef ve ilkeleri göz önünde bulundururlar. Ayrıca merkezi idarenin ekonomik verileri ve gelecek yıllara ilişkin öngörülerinden faydalanırlar.

Belediye mevzuatında son 15 yılda yapılan yeni düzenlemeler, belediyelerin hayatın tüm alanlarına daha fazla müdahil olması sonucunu doğurmuştur. Bu hızlı değişim, belediye hizmetlerinin de daha hızlı ve daha esnek hale gelmesini gerektirmektedir. Bu nedenledir ki, artık belediyeler çok daha fazla stratejik düşünmek ve davranmak durumundadır.

Covid-19 salgını, sadece ülkemizi değil tüm dünyanın toplumsal yaşamı ile ekonomik dengelerini olumsuz etkilemiştir. Bu etkinin sonuçlarını, öncelikle gelir kaynaklarında gösterdiği kesindir. Merkezi idare, salgınla mücadele kapsamında birçok tedbirler uygulamaya koymuştur. Bu tedbirlerin birçoğu belediyelerin gelirlerini doğrudan etkilemiştir. Yine salgının doğurduğu ekonomik daralma, sosyal destek ihtiyacı duyacak kişi ve hane sayısını oldukça artırmıştır. Bunun doğal sonucu, belediyelerin bütçelerini hazırlarken öngörmedikleri düzeyde sosyal yardım yapmalarına neden olmuştur. Salgınla mücadele kapsamında, öngörülmeyen gider kalemleri doğmuştur. Bu durum ise, daha başlamadan öngörülen hedeflerden sapma sonucunu doğurmuş, stratejik plan hedeflerinin, dolayısıyla bütçe ve yatırım hedeflerinin tutturulamaması sonucunu doğurmuştur.

Bunun temel nedeni, Covid-19 ile mücadele kapsamında hem belediyelerin hizmet önceliklerinin, hem de vatandaşların mahalli müşterek ihtiyaçlarının sıralamasının değişime uğramasıdır. Belediyeler, salgınla mücadele kapsamında, koruyucu ve önleyici sağlık tedbirlerinden, çevre sağlığı, aile sağlığı, yaşlı bakım hizmetleri gibi birçok ek hizmet kalemini gündemine almış ve yürütmektedir. Bu kalemler, normalde bu denli büyük ölçüde öngörülmüş hizmet kalemleri değildir.

Gider kalemleri bu şekilde artarken, Covid-19’la mücadele kapsamında alınan önlemler çerçevesinde, belediyelerin kira, vergi, harç ve ücret gelirlerinde de büyük eksilmeler olmuştur. Gider kalemleri artarken, gelir kalemleri de aynı oranda, hatta daha fazla oranda azalmıştır. Ülke ekonomisinde 2019 yılında başlayan ekonomik durgunluğa bir de salgının doğurduğu olumsuzluk eklenince, genel bütçe vergi gelirlerinin azalması kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu durum, belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden gönderilen payın da azalmasına sebebiyet vermiştir.Tüm bu mali olumsuzluklara ve pandemi şartlarına rağmen, belediyelerimiz çok iyi bir sınav verdiler. Her ne kadar stratejik planları ve bütçe hedeflerinde büyük sapmalar yaşanmış olsa da, olağanüstü bir süreçten geçtiğimiz bu dönemde vatandaşın mahalli müşterek ihtiyaçları ve toplumsal gerekliliklerin karşısında, vatandaşın ayağına kadar giderek büyük bir savaşın neferleri oldular. Yatırıma ilişkin bütçe hedefleri tutmasa bile, onu gölgede bırakacak büyük bir hedefi tutturdular. Gece gündüz demeden sahada olarak, tüm toplumun yüreğine dokundular. Gereğini yaptılar ve bu sınavı, sağlık çalışanları ve sahada yer alan diğer kamu çalışanları gibi alınlarının akıyla geçtiler.

Devamını Oku

Hukuku Kendine Göre Uygulamak

Hukuku Kendine Göre Uygulamak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mahalli Müşterek Dert Ortağı

Halil Memiş’in Kuzeyekspres Gazetesinde 26 Mart 2021 tarihinde yayınlanan “Hukuku Kendine Göre Yorumlamak” yazısını, herkesin kulağına küpe olmasını umarak buraya nakletme ihtiyacını duymuş bulunuyoruz.

Yalnız, Sayın Memiş’in affına sığınarak başlığında farkettiğiniz üzere ufak bir değişiklik yaparak.

Bir not düşelim paylaşmadan: Hukuk mahalli müştereğimiz değil, milli bekamızın, huzur ve adaletin olmazsa olmaz evrensel müştereğidir.

“Hukuk mu? Kanun mu? Yoksa idari tasarruflar mı? Hatta benim hukukum mu? 

Öncelikle ve üzülerek ifade etmeliyiz ki herkes kendi hukukunu yaratmanın peşinde. Biz hukuka uyacakken, hukuku, daha doğrusu kanunları kendi beklentilerimize uygun olarak oluşturma, daha doğrusu uygulama telaşındayız. Hal böyle olunca da, toplumsal ihtiyaçlara, teknolojik gelişmelere göre değil siyasi hedeflere, rant beklentilerine ve taraf oluşumların isteklerine bağlı hukuki, pardon kanuni düzenlemelerle, hatta ve hatta idari düzenlemelerle ahval oluşturulmaya çalışılmaktadır.

İşin asıl üzücü ve kaygı verici tarafı ise, oluşturduğumuz bu ahvalin hukuku geçtik, kanuna uygun olup olmadığı da hiçbir şekilde önem arz etmez duruma geliyor olmasıdır.

Bunun en müşahhas örneğini, 2019 mahalli idareler seçimlerinden sonra yaşamaya başladık ve halen de yaşamaya devam ediyoruz. Konu, kamuoyuna sıkça düşen haberlerden anımsayacağınız üzere belediye şirketlerinin yönetim kurullarının nasıl oluşturulacağı ve yöneticilerinin nasıl belirleneceği ile ilgilidir. Bu satırları okuyanlar, haklı olarak her konu bitti belediye şirketlerinin yönetimlerinin nasıl belirleneceği mi kaldı diyebilirler. 

Evet, konu sadece bu olsaydı dedikleri yerden göğe kadar haklı olurdu. Ama konu sadece bundan ibaret değil, bunu örnekleyerek hukuku nasıl şahsileştirdiğimizle ilgilidir.

2019’dan önce de, belediyelerde şirketler vardı. Bu şirketlerin de yönetim kurulları oluşturuluyor, bu şirketlerde de yöneticiler belirleniyor idi. Bu hususta yürürlükte olan hukuki metinler 2019 mahalli idareler seçimlerinden önce ne ise, seçimlerden sonra da odur.

Hal böyle iken, seçimlerden hemen sonra nedense aklımıza, sözkonusu kurulların ve şirket yöneticilerinin belediye başkanları tarafından değil de, belediye meclislerince belirleneceği gelmiştir, sorunu da kestirmeden genelgeyle çözmüşüz. 

Ve bu idari tasarruf öyle bir idari tasarruf ki, hangi partiden olursa olsun hemen hemen belediye başkanlarımızın külliyetli bir kesiminin yanlış bulduğu bir tasarruf oluyor. Peki, değişik partilerden birçok belediye başkanının da muzdarip olduğu, alışılagelmiş ve hukuken sorunsuz uygulanan bir husus neden ve kim tarafından değiştirilir. Bundan elde edilmek istenen sonuç nedir? 

Konu öyle bir hal alıyor ki, yargı organları bile konuda fikir birliği yapamıyor. Ticaret Mahkemesine açılan ve Yargıtay 11. Dairesi’nde nihayetlenen yargısal süreçte Yargıtay, belediye şirketlerinin yönetim kurullarının ve yöneticilerinin belediye başkanı tarafından belirlenmesi gerektiğine karar veriyor.

Buna karşılık basına yansıyan ancak henüz gerekçeli kararı yayınlanmayan kararı ile Danıştay, aynı düzenlemeye ilişkin genelgenin iptali için açılan dava sonucunda devam eden yargısal süreçte, belediye şirketlerinin yönetim kurullarının ve yönetimlerinin belediye meclisince belirlenmesi yönündeki genelgeyi doğru buluyor.

Şimdi soruyorum, cevap alamayacağımı bile bile hem de. 

2019 öncesi uygulama yanlış idiyse, bu yanlışlığı görmek için seçimleri beklemeye gerek var mıydı?

Eğer, 2019 sonrası uygulama doğru ise daha önce hukuksuz (!) olarak yönetim kurullarında ve yönetim kademelerinde yer alanların aldıkları ücretler hukuksuz olmuyor mu, aldıkları kararlar geçersiz duruma düşmüyor mu?

Ve soruyorum: İki yargı kuruluşu aynı konuda beyaz ile siyah kadar nasıl farklılaşabiliyor?

2010 Anayasa oylamasında takındığımız tutum aklıma geldi birden. 2010’daki halk oylamasında eğer “Üstünlerin Hukuku” yerine “Hukukun Üstünlüğü”nü istiyor iseniz, Anayasaya “HAYIR” denmelidir diyor idik. O Anayasa’nın ülkemizi getirdiği noktayı, “Evet” diyenlerle birlikte acı bir şekilde tecrübe ettik.

Onun içindir ki, biz hukuk sistemimizi toplumsal ihtiyaçlara, çağın gereklerine ve teknolojik gelişmelere göre oluşturmak mecburiyetindeyiz, siyasi eğilim ve hedeflere, rant beklentilerine ve taraf oluşumların isteklerine bağlı olarak değil.”

Devamını Oku

Yerleşimlerin Nüfusu ve İfade Ettikleri

Yerleşimlerin Nüfusu ve İfade Ettikleri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu sefer sizlerle, geçen haftaki yazımızın devamı niteliğinde olan Halil Memiş’in Kuzeyekspres Gazetesi’nde 19 Şubat 2021 tarihinde yayınlanan yazısını paylaşacağız.

“Bu hafta da, kaldığımız yerden devam ederek bazı çıkarımlar yapacağız. Ancak, ifade edelim ki verdiğimiz rakamlar sadece belediye sınırları içerisindeki rakamlardır. Büyükşehir ve büyükşehir ilçelerdeki rakamlar, belediye sınırı ile mülki sınır aynı olduğundan aynı zamanda ilçe nüfusudur.

Geçen haftaki değerlendirmemizde, en fazla nüfusa sahip olan belediyeleri kıyaslamıştık. Bu hafta ise, en az nüfusuolan belediyeleri kıyaslayacağız.

Ülkemizdeki en az nüfusa sahip belde belediyesi Yozgat Çekerek ilçesine bağlı 1.277 nüfuslu Özükavak Beldesi’dir. Bu beldemizin nüfusu; 9510 mahalleden daha az olmasına rağmen 16 ilçe belediyesinden daha fazladır.

Yine en az belediye nüfusuna sahip normal ilçe belediyesi 507 nüfuslu Çankırı Bayramören Belediyesi’nin belediye nüfusu, 16398 mahallenin, 2290 köyün ve belde belediyelerinin tamamının nüfusundan daha azdır.

Ülkemizin en az belediye nüfusuna sahip büyükşehir ilçe belediyesi 1573 nüfuslu Konya Yalıhüyük Belediyesi’nin nüfusu, 8340 mahallenin, 159 köyün, 375 belde belediyesinin ve 378 normal ilçe belediyesinin nüfusundan daha azdır.

Ülkemizin en az belediye nüfusuna sahip il belediyesi 22.190 nüfusuyla Ardahan Belediyesi’nin nüfusu,572 mahallenin,1 belde belediyesinin,62 normal il belediyesinin ve 376 büyükşehir ilçe belediyesinin nüfusundan daha azdır.

Yine ülkemizin en az nüfusa sahip büyükşehir belediyesi 758.279 nüfusuyla Erzurum Büyükşehir Belediyesi, 8 büyükşehir ilçe belediyesinin nüfusundan daha az nüfusa sahiptir.

Geçen hafta, küçük ve büyük olan yerleşimlerin, yönetimsel ve ekonomik açıdan bazı olumsuz hususiyetlerine değinmiştik. Bunları tekrarlamayacağız.

Ancak, belediyelerinin Türk idare sisteminin kaçınılmaz gerçeği olduğunu göz ardı edemeyiz. Gerek coğrafi alan olarak, gerek nüfus olarak ve gerekse yüklenilen fonksiyonlar olarak belediyelerimiz, ülkemizin yönetsel fonksiyonları ve vatandaşa sunulan hizmetler açısından büyük bir öneme haizdir.

Buna karşılık, hâlâ tamamlanamayan reform çalışmaları, rayına tam olarak oturmayan büyükşehir belediyesi sistemi, ölçek sorununun doğurduğu mali kaynak problemleri önümüzdeki çözüm bekleyen sorunlardır.

Esasında, illerimizin nüfus ve alan ölçeği noktasında değerlendirildiğinde aynı sorun orada da sözkonusudur.

Ülkemizde kadim yönetim kültürü olan il özel idarelerinin 30 tanesi kaldırılmış, o illerde bu yapıların görevlerinin külliyetlisi büyükşehir belediyelerine devredilmiştir. Aynı durum, büyükşehir olan yerlerdeki köy ve belde belediyeleri açısından da sözkonusu olmuştur.

Küçük belediye yapılarının rantabl olmadığından bahisle, bir dönem 2000 nüfusun altındaki belde belediyeleri kapanırken, ülkemizde bu nüfusun altında, hatta mahalle ve köylerin çoğundan küçük ilçelerimiz, mahallelerimizden küçük illerimiz mevcuttur.

Geçen hafta verdiğimiz rakamlarla, bu hafta verdiğimiz rakamlarda sorunlu bir durum olduğunu sadece ben görmüyorumdur diye düşünüyorum. Bu nedenle, vatandaşımızın mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılama yükümlülüğü olan mahalli idarelerin, aynı düzeyde ve kıvamda hizmet sunabilmesi için, ortaya koyduğumuz ölçek sorununun masaya yatırılması, yerleşim statüleri arasındaki bu dengesizliğin çözülmesi kaçınılmazdır.

Etkin ve tüm vatandaşa fırsat eşitliği sağlayacak hizmet üretiminin temel şartlarından biri, ölçek sorununun çözülmesidir.”

Devamını Oku

TÜİK’in Açıkladığı Nüfus Verilerine Kısa Bir Bakış

TÜİK’in Açıkladığı Nüfus Verilerine Kısa Bir Bakış
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TÜİK, 2020 yılına ait nüfus istatistiklerini açıkladı. Bu istatistiklere göre, Türkiye nüfusunun 78.920.614’ü belediye sınırları içerisinde, 4.693.748’i ise köy sınırları içerisinde yaşamaktadır. 

Belediye sınırları içerisinde yaşayan nüfusun 65.156.232’si büyükşehir belediyelerinde, dolayısıyla büyükşehir ilçe belediyelerinde yaşamakta, geri kalanının 7.440.933’ü il belediyesi sınırlarında, 5.138.876’sı büyükşehir dışındaki ilçe belediyelerinde ve 1.184.573’ü ise belde belediyelerinin sınırları içerisinde yaşamaktadır.

Halil Memiş, Kuzeyekspres Gazetesi’nin Mahalli Müşterek adlı köşesinde 13 Şubat 2021 tarihinde “Yerleşimlerin Nüfusu ve Söylediği” başlığı ile yazdığı yazısında bir dizi karşılaştırma yaptı:

“Bu verilerden bazıları şu şekildedir:

En büyük mahallemiz, 134.812 nüfusu ile Diyarbakır Bağlar ilçesi Bağcılar Mahallesi’dir. Bu haliyle, ülkemizdeki tüm belde ve ilçe belediyelerinden, 519 büyükşehir ilçe belediyesinin 144’ünden ve 51 il belediyesinin 21’inden daha büyük bir mahalle olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yine en büyük köyümüz olan Karabük Safranbolu İlçesi Bostanbükü köyü; 5.219 nüfusuyla; 355 belde belediyesinden, 177 ilçe belediyesinden ve 14 büyükşehir ilçe belediyesinden daha büyüktür.

Yine en büyük beldemiz olan Çanakkale Merkez Kepez Belediyesi 32.665 nüfusuyla 370 ilçe belediyesinden, 209 büyükşehir ilçe belediyesinden ve 2 il belediyesinden daha büyüktür.

Büyükşehir olmayan illerdeki en büyük ilçe belediyesi olan Şırnak İli Cizre ilçe Belediyesi 128.412 nüfusuyla; 369 büyükşehir ilçe belediyesinden ve 28 il belediyesinden daha büyüktür.

En büyük büyükşehir ilçe belediyesi İstanbul Esenyurt İlçe Belediyesi ise 957.398 nüfusuyla tüm il belediyelerinden ve 6 büyükşehir belediyesinden daha büyüktür.”

Devamını Oku

‘Mahalli Müşterek’lik Üzerine

‘Mahalli Müşterek’lik Üzerine
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yayın hayatına yeni başlayan sayfamız, isminden de anlaşılacağı üzere belediyeler üzerine odaklanmış bir haber sitesi olarak yayın hayatına devam edecektir.

Belediyelerin mahalli müşterekler özelinde nasıl bir yere sahip olduğunu, çok güzel ifade eden bir köşe yazısını sizlerle paylaşmayı uygun gördük.

Halil Memiş, Kuzeyekspres Gazetesi’nin Mahalli Müşterek adlı köşesinde 5 Şubat 2021 tarihinde “Belediye Dedikleri” başlığı ile yazdığı yazısında, Belediyenin nasıl bir olgu olduğunu anlatırken, satırlarının arasına “mahalli müşterek” kavramını çok güzel bir şekilde almış.

“…….

Bugünlerde unutulsa da çocukluk ve gençlik dönemlerimizde hayatın repliklerinden biriydi “sana belediye baksın” sözü. Bu sözden de anlaşılacağı üzere, hepimiz ister istemez belediyelerle ilgiliyiz.

Aslında bu söz çok da garipsenmemeli. Belediyelerin hukuki terimlerinden biri “mahalli müşterek” ihtiyaçlardır. Diğer bir ifade ile belediyecilik, mahalli müşterekler etrafında şekillenen bir olgudur.

Esasında, geçmişe dönüp baktığımızda mahallin müşterekleri; “mahalleli”, “kentli” aidiyetinin tezahür etmiş halidir.

Belediyeler, mahalli müşterek hizmetleri karşılarken bunu bizzat kendileri plânlayarak yapabilecekleri gibi, halkın beklentilerini de göz önüne alarak yapmalıdırlar.

Esasında, yürütülen kamu hizmetlerinin, dolayısıyla belediye hizmetlerinin mahalli müşterekler ekseninde gerçekleştirilebilmesinin en önemli argümanlarından biri, ihtiyaç analizinin ve sonrasında da fayda maliyet analizinin sağlıklı bir şekilde yapılmasıdır.

Bu cümleyi okurken, “kamu hizmetlerinde kârlılık değil, vatandaş memnuniyeti önemlidir” der gibi olduğunuzu hissediyorum.

Buna katılmamak mümkün mü? Kamu hizmetleri kârlılık esası üzerinden değil, etkinlik ve verimlilik esası üzerinden yapılmalıdır. Bundan dolayıdır ki, ihtiyaç analizi ve kâr maliyet analizi çok önemlidir. Bu sayede kamu kaynaklarının en önemli, öncelikli ve acil hizmetlere kanalize edilmesi sağlanacaktır. Böylelikle, mahalli müşterek ihtiyaçların en aciliyet hissedilenlerinin önceliklendirilmesi sayesinde, atıl kamu yatırımlarının yapılmasının önüne geçilmiş olacaktır.

Kentler, yaşayan organizmalar olarak birçok dinamiği içerisinde barındırır. Bu dinamikler, hiç şüphesiz tarihi derinliklerden gelen, geleneksel anlayışlarla şekillenen, kültür ve inançlarla taçlanan olgulardır.

İnsanlar, bu olgularla müştereklerini yaşarlar. Bugün geldiğimiz noktada, hayatın her aşamasında bulunan belediyelerin kent ve kentlilerin geçmişten gelen değerlerinin geleceğe taşınması, bunu yaparken de bu değerlerin muhafazası ve günün şartlarına göre şekillendirilerek toplumsal aidiyeti pekiştirmesi için gayret göstermeleri kaçınılmazdır.

Maddi değerler, hiçbir zaman manevi değerlerin önüne geçmemeli, ancak manevi değerlerin inkişafına hizmet etmelidirler.

Bu nedenle, nasıl ki insan yaşamının maddi ve manevi değerler etrafında şekillenen bir özelliği var, toplum yaşamının da şekillenmesine katkı verecek en önemli kurumsal yapılardan biri de belediyeler olmalıdır, haddizatında da öyledir.

Belediyeler Fuzuli’nin dediği gibi olmamalıdır. Ne demişti Fuzuli;

“Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn

Dert çok hem-dert yok düşman kavî tâli’ zebun”

Belediyeler, kentlinin ilgili dostu, sakin dünyası olmalıdır.

Vatandaşın derdi çoktur, dert ortağı belediyeler olmalıdır.

…..”

Devamını Oku